CBÜ Bed Eğt Spor Bil Dergisi

Okuyucu Yorumları

12 Adalar Tarihi

Nemesis Nemesis tarafınan (2019-08-27)


Antik dönemde önemli bir yerleşim bölgesi olan 12 Adalar, ilerleyen dönemlerde de konumu nedeniyle önemini korudu.

12 Adalar Ege Denizi'nde bulunan 15 büyük, 150 küçük adacık ve kayalıktan oluşan bölgeye verilen isimdir. Yunanistan topraklarına dahil olan 12 Adalar'ın ismi sanılanın aksine bölgede 12 adet ada olmasından değil Osmanlı İmparatorluğu döneminde bölgedeki yönetim şeklinden gelmektedir. Osmanlı'nın bölgede belirlediği yönetim şekline göre adalarda yaşayan her on haneden bir kişi olmak üzere toplamda 12 kişiden oluşan heyet bölge yönetiminde söz sahibi oluyordu. Bölgenin bir diğer ismi Güney Sporat Adaları olsa da Osmanlı döneminde verilen 12 Adalar ismi tüm dünyaca kabul görmüş ve bölgenin ismi bu şekilde kalmıştır.

Adalar arasında tarih boyunca baskın olarak görülen ada Rodos'tur. Türkçe isimleriyle Herke (Kharki), İlyaki (Tilos), İncirli (Nisiros), İstanköy (Kos), Kaşot (Kasos), Kerpe (Karpethos), Koçbaba (Astropalya), Kilimli (Kalimnos), Limoniye (Aliminya), Sömbeki (Simi), Yalı (Mandraki), Patmos, Meis, Chalke, Lipos, Leros da 12 Ada arasında yer alan adalardandır.

Antik dönemde 12 adalar

Yazılı tarihin başlangıcından önce yerleşim bölgesi olarak kullanılan 12 Adalar'da ilk uygarlığı Minoslar kurdu. Milattan önce 2200 ve 2000 yılları arasında kurulduğu tahmin edilen Minos Uygarlığı'nın en önemli kenti her ne kadar Girit Adası olsa da 12 Adalar'da hakimiyet sürdüler. Minos uygarlığının M. Ö. 1400'lerde çöküşünün ardından bölge Mikenler'in kontrolüne girdi. M. Ö. 1100'lere gelindiğinde göçebe bir kavim olan Dorlar tarafından adalara düzenlenen baskınlar sonucu Mikenler yıkıldı.

Miken uyarlığının ortadan kalkmasının ardından 12 Adalar'da Dorlar döneminde kültür kendine has şekilde gelişmeye başladı. Dorlar'ın hakimiyet sürdüğü dönemde Rodos ve İstanköy adaları bölgenin en baskın adaları haline geldi. Milattan önce 500'lerde Dorlar tarafından Rodos'ta "Lindos, Kameiros ve Ialyssos" adlarıyla 3 büyük şehir kuruldu. Kurulan 3 yeni şehir, yine 12 Adalar içerisinde yer alan İstanköy (Kos) ve Anadolu'da yer alan Halikarnassos ve Knidos ile beraber Dor Heksapolis'ini (Altı Şehir) oluşturdu.

12 Adalar'ın Roma İmparatorluğu tarafından fethi

Kral II. Kiros'un Ortadoğu'daki ilerleyişi tamamlayarak Anadolu'ya yönelmesi ve buradaki Yunan şehir devletlerini ele geçirmeye başladı. Perslerin ele geçirdiği bölgeler arasında Dor Heksapolisi ve 12 Adalar da bulunuyordu. Ancak Pers istilasına karşı Yunan şehir devletlerinin bir araya gelerek kurduğu Delos Birliği bölgeyi Perslerden geri aldı. 12 Adalar böylece Delos Birliği'ne katılmış oldu.

İlerleyen süreçte Delos Birliği'nin girdiği savaşlardan uzak kalmayı tercih eden 12 Adalar, bu süreçten sonra parlak dönemlerinden birini gördü. Rodos'ta kurulan 3 şehir birleşerek devletleşti ve Rodos adını aldı. Bin yıl boyunca bölgeye hakim olan Rodos döneminde Hipokrat, Kos adasında tıp fakültesi kurdu.

Milattan önce 357 yılında Büyük İskender tarafından fethedilen adalar, Büyük İskender'in ölümünün ardından hak iddia eden komutanlarının kontrolüne girdi. Bu komutanlar arasında bulunan Ptolemaios Soter'in kurucusu olduğu Ptolemaik Krallık toprakları içerisinde kalan adalar Mısır ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde en parlak dönemlerinden birini yaşadı. Dünyanın 7 harikasından biri olan Rodos Heykeli bu dönemde inşa edilmiştir.

Roma İmparatorluğu'nun güçlü döneminde Roma'ya bağlı özerk bir statüde olan 12 Adalar, Jul Sezar'a düzenlenen başarılı suikastın ardından iktidarı ele geçiren Gaius Cassius Longinus tarafından işgal edildi. Bölge bu gelişmenin ardından Roma İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi.

Rodos Şövalyeleri'nin 12 Adaları işgali

 

(St. Jean Şövalyeleri)

12 Adalar’ın bu dönemden itibaren yaşadığı tarihsel süreç, bugünkü Türk-Yunan ihtilafının kökenlerini oluşturmaktadır. Roma İmparatorluğu'nun Batı Roma ve Doğu Roma olarak ikiye bölünmesiyle beraber adalar Bizans olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu egemenliğinde kaldı. Bin yıl boyunca Bizans hakimiyetinde kalan bölge, 13. yüzyıla gelindiğinde 4. Haçlı Seferi esnasında İtalyanlar, Cenevizliler ve Venedikliler tarafından işgale girişildi. Bunun yanı sıra bazı adalar ortodoks rahiplerin kontrolünde kaldı. 14. yüzyıla gelindiğinde Hospitalier Şövalyeleri (St. Jean Şövalyeleri) tarafından 12 Adalar fethedilmiştir.

Rodos'a ve diğer adalara kaleler ile kiliseler inşa eden Hospitalierler, Rodos'ta tam hakimiyet sağlamayı başardı. Hospitalier Şövalyeleri, bölgeyi hakimiyet altına almalarıyla beraber Rodos Şövalyeleri olarak anılmaya başlandı.

Osmanlı'nın 12 Adalar'ı fethi

Rodos Şövalyeleri hakimiyetinde olan 12 Adalar'a yönelik Osmanlı İmparatorluğu tarafından ilk sefer 1480 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde düzenlendi. Ancak şövalyelerin adalara kurduğu savunma sistemi bu seferin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı. İlk seferin üzerinden geçen 42 yılın ardından 1522 yılında adalara sefer düzenleyen Kanuni Sultan Süleyman adaları Rodos Şövalyeleri'nin elinden almayı başardı. Adada bulunan şövalyeler Osmanlı'nın fethinden sonra Malta'ya kaçarak Malta Şövalyeleri adını aldı.

Adaların Osmanlı yönetimine girmesinin ardından Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanıyla adalarda yaşayan halka vergi karşılığında özel bir statü verildi. Süleyman'ın fermanı sayesinde bölge halkına tanınan imtiyazlar sayesinde adalar ekonomik olarak büyük gelişim gösterdi. Fermanda ayrıca ada halkına kötü muamelede bulunulmaması, gündelik işlerine karışılmaması emirleri yer alıyordu.

3 yüzyılı aşkın süre boyunca Osmanlı egemenliğinde kalan bölge, Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme dönemine girmesiyle beraber 19. yüzyılın en çok tartışılan bölgelerinden biri haline geldi. 1821 yılında Mora Yarımadası'nda patlak veren isyanda adalar halkı da başkaldırdı. Osmanlı Rodos'a asker sevk ederek isyanı bastırdı. Ancak Osmanlı İmparatorluğu, Rusların bölgede gösterdiği faaliyetler ve İngiltere ile Fransa'nın baskısı sonucu 1830 yılında gerçekleşen Londra Protokolü ile Yunanistan'ın bağımsızlığı tanımak zorunda kaldı. Yapılan anlaşma çerçevesinde 12 Adalar Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine bırakılmış olsa da Ege adalarının büyük kısmı Yunanistan'a verildi.

12 Adalar'ın Osmanlı hakimiyetinden çıkışı

Avrupa'nın sömürgeciliğinin en parlak olduğu dönem olan 20. yüzyılda İtalya Krallığı, hasta adam sıfatı vurulan Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına göz dikmişti. 1912 yılında Trablusgarp ve Bingazi'ye asker çıkaran İtalyanlar, bölgeyi işgale girişti. Trablusgarp ve Bingazi'de kalıcılıklarını pekiştirmek isteyen İtalyanlar, Osmanlı'yı bölgeden vazgeçirmek amacıyla 12 Adalar'a da asker çıkartarak adaları da kontrol altına aldı.

Trablusgarp ve Bingazi'de tam olarak hakimiyet sağlayamayan İtalya Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu'na anlaşma sunarak Trablusgarp'tan tüm Osmanlı askerlerinin çekilmesi karşılığında 12 Adalar'ı boşaltacağını belirtti. Antlaşmayı kabul eden Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Savaşları esnasında adaların işgal edilmesini engellemek amacıyla İtalyanlardan adaları savaş sonuna kadar elinde tutmasını istedi. Uşi Antlaşması olarak tarihe geçen bu antlaşmada İtalyanların vaat ettiği 12 adayı boşaltma sözü, çeşitli gerekçelerle sürekli ertelendi. Balkan Savaşları'nın akabinde gerçekleşen, her iki devletin farklı taraflarda yer aldığı I. Dünya Savaşı'yla beraber antlaşma İtalya Krallığı tarafından tamamen iptal edildi. Böylece 12 Adalar, Osmanlı hakimiyetinden tamamen çıkmış oldu.

I. Dünya Savaşı sonrası 12 Adalar

Fransa ve İngiltere ile aynı tarafta savaşa giren İtalya, bu süreçte 12 Adalar'ı her iki ülkenin deniz üssü olarak kullanmasını sağladı. Savaşın ardından Meis ve bazı küçük adalar Fransızların, diğer bazı küçük adalar ise İngilizlerin kontrolüne girdi. Rodos adası ise İtalyanların elinde kaldı.

I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanacak sözde barış anlaşmalarının görüşüldüğü 1919'da gerçekleştirilen Paris Barış Konferansı'nda Batı Anadolu Yunanistan'a verildi. Yunan Başbakanı Venizelos Batı Anadolu'nun yanı sıra 12 Adalar'ın da kendilerine verilmesini istedi. İstek kabul edilmiş olsa da İtalya Krallığı adaları Yunanistan'a bırakmadı.

Osmanlı Devleti'nin 10 Ağustos 1920'de imzaladığı Sevr Anlaşması ile 12 Ada İtalya'ya resmen bırakılmış oldu. Bununla beraber Yunanistan'ın 12 Ada üzerinde iddia ettiği haklardan vazgeçmemesi nedeniyle Bonin - Venizelos anlaşmasıyla Rodos ve Meis hariç 12 Adalar'ın tamamı Yunanistan'a bırakıldı. Bununla beraber Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlayan Kurtuluş Savaşı nedeniyle Sevr Antlaşması imzalanamadığı için Bonin-Venizolos anlaşması yürürlüğe girmedi ve adalar İtalyan hakimiyetinde kalmaya devam etti.

Lozan Antlaşması'nda adalar

 

Kurtuluş Savaşı'nın işgal güçlerine karşı zafer kazanmasının ardından 20 Kasım 1922'de Lozan'da başlayan görüşmelerde 12 Adalar en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından hazırlanan ilk antlaşma örneğinde 12 Adalar ile ilgili 15. madde, Sevr Antlaşmasının 22. maddesinin birebir aynısıydı. Türk heyetinin itirazlarının ardından 12. madde değiştirilerek Bozcaada’ya bağlı küçük adalar Türkiye Cumhuriyeti'ne verildi. Ancak 15. maddede Türkiye Cumhuriyeti'nin iadesini istediği Türkiye Cumhuriyeti karasularında olan Meis adasına yönelik herhangi bir düzenleme yapılmadı. Oldukça uzun süren tartışmaların ardından heyet başkanı İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti'nin dünya barışına katkı sağlamak için Meis adasındaki haklarından vazgeçtiklerini belirtti. 12 Adalar'da Osmanlı döneminde başlayan İtalyan hakimiyeti böylece Lozan Antlaşması'yla beraber onaylanmış oldu.

1932 yılına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti ve İtalya arasında Meis'e bağlı adacıkların durumu hakkında başka bir antlaşma daha imzalandı. Antlaşmayla Meis'e bağlı adacıklardan 11'i İtalya'ya verilirken 9'u Türkiye Cumhuriyeti'ne verildi.

12 Adalar'ın Yunanistan'a bırakılması

İtalya'nın II. Dünya Savaşı'na Almanya'nın yanında katılmasıyla beraber 12 Adalar Akdeniz için önemli kilit bir rol oynadı. İtalya 1943 yılında teslim olarak adaları boşaltmasına rağmen müttefiki olan Almanya adaları elinde tutmaya devam etti. Savaş esnasında adayı Almanya'dan almayı başaran İngilizler bir süre adaların kontrolünü elinde tuttu. II. Dünya Savaşı'nın bitiminden 2 yıl sonra, 1947'de gerçekleştirilen Paris Barış Anlaşması'nda 12 Adalar'ın Yunanistan'a bırakılması kabul edildi. Yunanistan'a bırakılan adaların Lozan Antlaşması çerçevesinde silahlandırılamayacağı hükmü bu antlaşmada da yinelendi.

12 Adalar'ın bugünkü durumu

 

Bugün nüfusu 200 binin üzerinde olan 12 Adalar, Yunanistan'ın Dodecanese (12 Adalar) isimli idari bölgesidir. Dodecanese bölgesinde 25 belediye bulunmaktadır ve 5 il bu bölge sınırları içerisinde yer almaktadır. 12 Adalar'da ayrıca azınlık Türk topluluğu da bulunmaktadır.